Uluslararası İstanbul Caz Festivali’nin bu yılki programında mutlaka izlenmesi gereken birçok konser var.
MURAT BEŞER
Lenny Kravitz 10 yıl kadar önce kısa bir süre dünya listelerinde fırtına gibi esmişti. Özellikle son iki yıldır hayli eleştiri alıyordu İstanbul Caz Festivali; programına kattığı caz dışı ya da “caz komşusu” isimler nedeniyle. Eleştiriler, caz dışını hepten kapı dışarı görmek isteyenlerle, maksadını aşan bir caz dışı anlayışa doğru seyir tehlikesine işaret edenler olmak üzere iki kesimde yoğunlaşıyordu. İKSV son iki yıl caz dışı sanatçıların dünyadaki caz festivallerinde boy göstermelerinin bir gelenek oluşuyla, caz dışını ticari çıkış noktaları uğruna ana amaç haline getirme kısmını biraz birbirine fazlaca yasladığı için, ikinci kesimdekileri haklı çıkarıyordu. Özellikle ikinci kesimin eleştirilerinin İKSV üzerinde etkisinin olduğunu söylemek yanlış olmaz, 15. Uluslararası İstanbul Caz Festivali’nin programını gördükten sonra. Bu yıl programdaki caz dışı isimlerin makul bir hizaya çekilmiş olması, İKSV’nin geçen yıllardaki eleştirileri kaale almış olması memnuniyet verici.
Son sözü cüzdan söyler
Gidilmesi gereken konserlerin sayısı az değil bu yıl. Öncelikle Joni Mitchell bestelerini yorumladığı çalışmasıyla, geçen yılın en iyi caz albümünün sahibi piyanist Herbie Hancock’un, onur konuğu olarak ayrı formatlarda iki konser vermesi festival ve dinleyiciler adına büyük şans. Diğer şans insan hakları savunucusu Caetano Veloso’nun, Açık Hava’da gerçekleşecek solo konseri. Carla Bley’in dev müzisyenlerle yaptığı Mare Nostrum projesi önemli; tıpkı Dee Dee Bridgewater, Stacey Kent, Raul Midon ve Sibel Köse’nin Nina Simone şarkıları söylediği festivale özel diğer proje gibi. Buena Vista Social Club’ın yaşayan efsanesi Omara Portuondo, festival için şüphesiz bir başka anlam taşıyacak. Festivale isabetli bir tercihle monte edilen yeni ozanlar serisi doğru bir isimle sürmesi güzel; teatral dilli folk ozanı Rufus Wainwright, özel bir gece için dinleyicisini Aya İrini’de karşılayacak.
Cambaz basçı Marcus Miller ile yüksek sahne performanslı funk-pop topluluğu Tower of Power’ın peş peşe sahne alacağı akşam, izleyicilerin evlerine çok mutlu döneceklerine hiç şüphe yok. Ayrıca olağanüstü sesleri için Al Jarreau ve Yasmin Levi konserleri, Taksim Trio ile Zakir Hussain buluşması, mambo ateşinin yakılacağı The Big 3 Palladium gecesi de görülmeye değer ama bu konudaki son sözü cüzdanlar söyler.
En heyecan verici mekan
Bu yıl festivalin en heyecan veren mekanı Nardis. Hacmi küçük, misyonu büyük mekan, neredeyse festival süresince nefes almaksızın her gün bir başka enteresan buluşmaya ev sahipliği yapacak. Kim bilir neler olacak, Maffy Falay İskandinav müzisyenlerle, Sabri Tuluğ Tırpan da Wolfgang Puschnig’in ekibiyle buluştuğunda? Bakalım geleceğe yönelik neler doğuracak Alp Ersönmez, Sarp Maden, Sibel Köse, Baki Duyarlar, Burak Bedikyan, Onur Ataman gibi yeteneklerin, Önder Focan gibi tecrübeli isimlerin sıradışı müzisyenlerle buluşmaları? O nedenle Nardis’teki bu bir kereye mahsus özel projeler önemli. Festivalin son etkinliğiyle arası 15 gün açık Lenny Kravitz konseri ise programda uygunsuz bir yama gibi görünüyor. Bir organizasyon şirketinin elinde kalmış, iptal edilecekler listesinin başında yer alan bir işti bu. Son anda festival programına yapıştırılması, basın bülteninde “bu yazın en çok konuşulacak konseri” diye sunulması inandırıcı değil. Kravitz dünya listelerinde bir dönem fırtına gibi esmiş ama ülkemizde etkisi kısa bir yaz aşkı kadar çabuk geçmiş isimlerden biri. Üstelik fırtınanın üzerinden bir 10-15 yıl geçmiş. Konsepte müzikal bir katkısı olmayan gece (ihtimalen ticari açıdan da), programdaki en fuzuli satır.
Milliyet 01.06.2008
1 Temmuz 2008 Salı
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder