4 Nisan 2008 Cuma

'Türkiye, geldiğim günkü gibi değil!...'

İbrahimova, Türkiye'de sanatın medyada az yer aldığı ve bunun çok olumsuz etkileri olduğu görüşünde

İSTANBUL - Caz müziğinin dört oktavlık sesi ve özgür doğaçlama ustası Yıldız İbrahimova yarın akşam, Kadıköy Geleneksel Festivali'nde kanun sanatçısı Tahir Aydoğdu'yla birlikte çalacak. Gelenksel Anadolu ve Rumeli ezgilerinin seslendirileceği konser Nâzım Hikmet Kültür Merkezi'nde gerçekleşecek. Yaklaşık 14 yıldır Türkiye'de yaşayan Yıldız İbrahimova, kültür sanat ortamının geldiği günden çok daha farklı bir konumda olduğunu söylüyor. İbrahimova ile albüm çalışması 'Sahnede Otuz Yıl'ı ve ülkemizin müziğe bakışını konuştuk.

Sahnede Otuz Yıl albümünde neler var?
Albüm şimdilik Bulgaristan'da piyasaya çıktı. Konserlerimde satılıyor. Türkiye'de de bir kaç firma ile görüşüyorum kısa bir zaman sonra burda da çıkaracağım. Bu çalışmam retrospektif gibi. Otuz yılda neler yaptığımı anlatıyor özetle.

30 yılı özetlemek zor olmadı mı? Bu seçkiyi nasıl ve neye göre yaptınız?
Bunu ayırmak çok zor oldu tabii. Bir çok ülkede yaptığım albümler dahil buna... Fransa, Almanya, Amerika, Bulgaristan, Türkiye... Hiçbir yerde yayınlanmamış konser kayıtları da var içinde. Geniş bir yelpazeyi kapsıyor ve toplam iki CD'den oluşuyor. Birincisi klasik ve caz, diğeri Balkan ve Çigan. Albüm içinde yer alana tüm parçalar caz doğaçlaması temelinde. Sofya Ulusal Radyosu'nda binlerce kayıdım var. Neredeyse hepsini tek tek dinledim. Onların arasından bir ayırım yaptım.

Aynı zamanda bir eğitmensiniz, Türkiye'de müzik eğitimi hakkında ne düşünüyorsunuz?
13-14 yıllık eğitimciyim. Türkiye'de müziğe çok geç başlanıyor. Çocuğun yeteneği varsa kesinlikle onu erken yaşta yetiştirmek gerek. Örneğin seçmeli ders verdiğim ODTÜ'de çok yetenekli çocuklar var. Bir tane mühendis... Bu çocuğun proesyonel olması gerekirdi. O çocuk o kadar mutsuz ki, anne-babası, sen mühendis ol, sağlam bir meslek al da eline diyor. Anne-baba da tabii ki çocuğun iyiliğini düşünecek ama, o çocuk yetenekliyse müzikle yatıp kalkıyorsa, farklı bir tercih de ömür boyu eziyete dönüşüyor. Başarılı da olamıyor, o alanın hiçbirşeyine de katlanamıyor. Bunun örnekleri çok fazla. Hiçbir öğrencime de 18-19 yaşına gelmiş, bırak ODTÜ'yü, müziğe yönel diyemem. Kafasını daha da karıştırırım. Onlara şöyle söylüyorum; 'Sizin yaşınıza gelmiş, 10 yıl müzikle uğraşmış kişilerlerekabete gireceksiniz. Bu işi ya çok iyi yapacaksınız ya da hiç yapmayacaksınız.'

Peki müzik sadece profesyonel hayatı seçenler için mi önemli?...
Kuşkusuz hayır. İlle de müzisyen olması gerekmiyor. Kesinlikle çok küçük yaşlarda müzik dinletilmeli. Bir kere ufku çok geniş, hoşgörüsü çok fazla ve daha huzurlu bir yapısı olur. Yani kendi dünyasıyla barışık olacak. Öncelikle anne-babadan başlamak gerek. Sonra ana okulu öncesinden... Çocuklara grup halinde bişeyler vermek lazım. Televizyon da gerektiğinde bir eğitim aracı olmalı... Bakın ben 14 sene önce geldiğimde Türkiye'ye hem gazetede hem de televizyon kanallarında bir sürü kültür sanat haberi vardı. Sanatla ilgili programlar haberler yeralırdı. Televizyonlarda caz konserleri, klasik müzik programları olurdu... Bunların sayısı artık yok denecek kadar az. Gazeteler ve televizyonlar yeterince kültür sanata yer vermiyor. Kadınların yüzde yirmisinin okuma yazma bilmediği bu ülkede medyaya da çok iş düşüyor aslında.

Yeni projeleriniz neler olacak?
Balkanolita albümünün ikincisini yapmamı eşim çok istiyordu. Aneannemden duyduğum Rumeli türküleri var, eski Bizans müziğine çok benzer. Çocukça şarkıların ikincisine geçen Ağustos'ta başladım. Bu sefer Fransızca, Arapça, Türkçe ve birkaç dilde birden yapacağım.

Konser yarın saat 20.00'de Nazım Hikmet Kültür Merkezi'nde. Tel: 0216 414 22 39

Radikal 4 Nisan 2008

Hiç yorum yok: