İspanya’da içinde sazlı sözlü eğlencelerin yapıldığı deniz kenarındaki çadırlara “Chambao” deniyor. Adını bu çadırlardan alan grup, yarın İstanbul’da konser veriyor. Öncesinde, kansere direnişi, şarkıları ve de 2007 Latin Grammy’lerine adaylığıyla milyonları kendine hayran bırakan solist La Mari’yle söyleştik
Öykü ile Berk’i kısa sürede niye bu kadar çok sevdik? Hani şu bildiğimiz “Evlerinin Önü Boyalı Direk” türküsünü flamenko tarzında söyleyerek Youtube’da izlenme rekorları kıran ikizlerden bahsediyorum. Niye o kadar çok dinlendiler?
Genç ve hoşlar. Yetenekliler. Berk yıllar yılı şöhret olacağı günü bekleyerek, okuduğu her güzel şeyin altını çizmiş sanki; bir soruyorsun, bir dolu, ‘dolu dolu’ yanıt alıyorsun. Öykü desen, neşeli, güzel, enerjik, şık ve modern. Ama yeter mi? Sanırım hayır.
Onların bizi etkilemesinin sırrı “sözlerdeki hüznün, neşeli bir müzikle” birleşmesiydi sanki; bizi o zıtlık büyüledi. “Yerden yere vurdun sen beni felek” derken ellerimizi çırparak dans ettik onlarla... Aynı Ajda Pekkan şarkılarında olduğu gibi bir meydan okumayla.
‘Coşturarak’ isyan ediyorlar
Yarın akşam İstanbul’da İş Sanat’ta sahneye çıkacak olan İspanyol grup Chambao’nun cevherleri de bu. Hastalıklara, ayrılıklara, çevre kirliliğine, savaşa ya da mültecilerin dramına ‘ağlanarak’ değil, dinleyenlerini ‘coşturarak’ isyan etmesi...
Flamenko ile chill out müziği birleştirerek muhteşem bir tarz yakalayan grubun solisti Maria del Mar Rodrigez, namı diğer La Mari ile bir röportaj yaptık. Şöhretinin doruğunda kansere yakalanan ancak, kemoterapi görürken konserlerini sürdüren, Ricky Martin’le söylediği “Tu Recuerdo” ile 2007 Latin Grammy’ lerine bile aday olan La Mari, gönderdiğimiz soruları Pasion Turca basın danışmanı Cenk Erdem aracılığıyla yanıtladı.
Chambao, deniz kenarında kurulan bir tür çadır. İçinde sohbet ediliyor, şarkı söyleniyor. Biz de sohbetimizi, şarkılarımızı grubun çatısı altında dinleyicilerle paylaşıyoruz.
8 kişilik bir grup olmanıza karşın, sizin için “grubun yüzde 50’si” yorumunun yapılmasının nedeni ne?
Grubu kurduğumuzda sadece 3 kişiydik. Şarkıları beraber yazıyorduk ama grubun şarkıcısı, yüzü, vokali olduğum için ‘grubun kalbi’ olarak görülüyordum ama şimdi bunu daha çok hak ediyorum. Kendi başıma şarkı yazıyorum, son albüm beni daha çok temsil ediyor.
Sizce İspanya’da bu kadar sevilmenizin, dünyaya açılmanızın sırrı ne?
Flamenko tüm dünyada seviliyor ve tutuluyor. İspanya’da flamenkonun çıkış noktası bizim gruptaki tüm arkadaşlarımızın doğup büyüdüğü yerler, Endülüsün güneyi. İspanya’da birer Malagalı olarak flamenko tutkumuzun içtenliği seviliyor. Dünya genelinde de flamenkoyu farklı tarzlarda sunmamız yeni nesillere cazip gelmiş olabilir.
Ricky Martin’le yaptığınız düet uluslararası bir çıkış yakaladı, Latin Grammy’lerine bile aday oldunuz. Bu düetin hikâyesi ne?
Bu düet o kadar samimi koşullarda ve eğlenerek kaydedildi ki... Ricky ile düetten çok önce Madrid’de tanışıp arkadaş olmuştuk. Tommy Torres bizim için bu şarkıyı yazdığında Ricky beni Miami’ye davet etti. Plajda kayıt yaptık.
En popüler olduğunuz dönemde kanser olduğunuzu öğrenmek sizi nasıl etkiledi? Kemoterapi dönemin de müziğe devam ettiğiniz doğru mu?
Aslında her ne kadar geride kalmış olsa da hiç kimse böyle bir durumun kolay olduğunu söyleyemez. Benim açımdan özellikle fiziksel olarak çok zorlandığım bir dönemdi. Kemoterapinin nasıl yıpratıcı olduğunu sanırım herkes biliyor. Ama ruhsal olarak tam tersini yaşadım, tamamen iyileşip sağlığımın tadını çıkarmaya odaklandığım, hayata daha çok bağlandığım bir dönem oldu. Basın ve halk çok sevgi dolu bir yaklaşım gösterdi. Bu anlamda ünlü olmak, daha büyük bir sevgiyi arkanızda hissetmenize yardımcı olabiliyor. Kemoterapi seanslarına ara verilen dönemlerde hep şarkı söyledim.
Tarzınız, içinde yer aldığınız sosyal projeler ve şarkı sözlerinizle çevreye ve dünya sorunlarına duyarlı bir “hippi” görüntüsü çiziyorsunuz? Öyle misiniz?
Çok haklısınız. Bu Chambao’yu iyi tanıyorsunuz anlamına geliyor. Sisteme karşı olduğunuzda, olup bitenlere duyarlı olduğunuzda doğal olarak böyle bir imaj ortaya çıkıyor ve bu benim kişiliğime çok uygun, benim ve grubun yansıtmak istediği öz bu...
Sizce uluslararası ilk büyük çıkışı “Pokito a poko” albümüyle yakalamanızın nedeni ne?
Sanırım deneyiminiz arttıkça kendinizi daha güzel ifade etmenin yollarını buluyorsunuz. “Pokito a poko” bizim çizgimizi kabul ettirip, tarzımızla farklılaşmaya başladığımız, ilk olgun albümümüz belki.
Daha önce İstanbul’da konser vermediniz... Şimdi tercih etmenizin nedeni ne? Ricky Martin’in de bunda etkisi oldu mu?
İstanbul, İspanya’da çok popüler. Ricky Martin’in, Pasion Turca’nın İspanya’da da İstanbul’un tanıtımıyla ilgili çalıştığını biliyorum. Hatta bana Fatih Akın’ın filmini hediye ettiler. Bu konser de Pasion Turca’nın fikriydi.
Türkiye’den ismini bildiğiniz grup ve şarkıcılar var mı?
Müzisyen olarak Ömer Faruk’u (Tekbilek) tanıyorum, çok uzun zaman önce ruhumu fethetti, bir de sufi müziği çok hoşuma gidiyor. Onunla tanışmayı çok isterdim, bir de kendisiyle bir parçada ortak çalışmak rüya gibi olurdu...
Onu nasıl keşfettiniz?
Ömer Faruk’u tanıyan çok fazla müzisyen arkadaşım var. Festivallerle dünyayı gezen müzisyenlerinizden biri olduğunu biliyorum. İspanya’da Pasion Turca’daki arkadaşlarım bana albümlerinden hediye etmişlerdi...
Türkiye hakkında neler biliyorsunuz?
Biraz mimarisini biliyorum, Arap’la Hint tarzları arası. Bir de hamam gibi bazı geleneklerini, ruhun su aracılığıyla iyileşmesi fikrini....
O zaman en azından mimari konusunda şaşırabileceğinizi söylesem?
Bu yüzden İstanbul’a konserden önce geliyorum. Özellikle Kapalıçarşı’yı, bazı tarihi mekânları gezmek istiyorum.
Ömer Faruk’la söylemek istiyorum
Politik ve sosyal sorunlarla yakından ilgili biri olarak Türkiye’ye nasıl bakıyorsunuz?
Türkiye’nin kuruluşundan itibaren melez bir kültürü olduğunu biliyorum.
Neyi kastediyorsunuz?
Birçok farklı kültürü bir araya getiren bir tarihiniz var. İstanbul’la ilgili olarak zengin Doğu kültürüyle, çok modern bir şehri bağdaştırdığını; gece hayatının New York gibi olduğunu duyuyorum...
Bu konserle ilgili sürprizleriniz var mı?
İstanbul’daki ilk konserimiz, 8 yıllık bir geçmişimiz var ve bizi en çok temsil eden şarkıların hepsini İstanbullularla paylaşmak istiyoruz. Özellikle son albümümüzün şarkılarını söylüyor olacağız ama, izleyiciler Chambao’nun en ünlü şarkılarını da dinleyecekler..
En çok kiminle şarkı söylemek isterdiniz?
Ömer Faruk’u tanıyıp beraber şarkı söylemeyi çok istiyorum. İstanbul’a konserden önce geliyorum, başka müzikleri, farklı sanatçıları keşfetmeye çalışacağım.
Milliyet 5 Mart 2008
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder