Türkiye'nin pek sevdiği Pink Martini, 'Hang On Little Tomato' isimli ikinci albümünün ardından iki konser için İstanbul'da. Grup, yeni albümünde seslendireceği Türkçe bir şarkı için Türk hayranlarından öneri bekliyor
AHMUT HAMSİCİ
Öncelikle kendi müziklerini nasıl tanımladıklarını sorduk. Lauderdale ve Forbes aynı anda cevap verdiler: "Dünyanın müziğini yapıyoruz". Ancak yaptıklarının world music olarak tarif edilen tür olmadığını, dünyanın değişik köşelerinden melodileri ve ritimleri bir araya getirip modern fonda sunduklarını belirtiyorlar. Müziklerinin en önemli özelliklerinden çeşitliliği ise grubun tüm üyelerinin farklı kültürel, müzikal köklerden gelmelerine bağlıyorlar. "Örneğin ben" diyor Forbes "Pop-rock kökenliyim, Thomas klasik müzik kökenli ve yıllardır piyano çalıyor. Grubun diğer üyeleri de birbirinden farklı sanatsal kökenlere sahip ve bu farklılık yaptığımız müziğe yansıyor". Onlara göre bu çeşitlilikte Amerika'daki kültürel 'karışıklığın' da büyük payı var. Lauderdale bu anlamda gerçek bir Amerikalı grup olduklarını belirtiyor: "Amerika kültürel olarak büyük bir çeşitliliğe sahip. Ülkede birçok farklı kültür, ulus, etnik grup var. Biz Amerika'nın bu yönünü temsil ediyoruz."
Zeki Müren'den çok etkilenmiş
Onlara Türk müziği dediğimizde ise ilk tepkileri 'Müthiş' oluyor. Lauderdale, Zeki Müren'den çok etkilenirken Forbes udun sesine hayran kalmış. Peki daha önce yeni albümlerine Türkçe bir şarkı koyacaklarını söyleyen grup bunu kesinleştirdi mi? "Hemen hemen kesin" diyor Forbes ve düşündükleri şarkının 'Üsküdar'a gideriken...' yani 'Kâtibim' olduğunu söylüyor. 'Kâtibim'in güzel bir şarkı olduğunu ama kendi tarzlarına uyan başka şarkıları da düşünmelerini öneriyoruz. Heyecanlanıyor ve "Onları bize bildirsene" diyorlar. Lauderdale daha önceki röportajlarından birinde Türkiyeli dinleyicilerine bir e-posta adresi vermiş ve onlardan şarkı önerisi göndermelerini istemiş ancak hiçbir yanıt gelmemiş. O zaman son bir çağrı daha yapalım mı diye soruyoruz. "Harika olur" diyor. Ve Lauderdale e-posta adresini yazıyor bize: thomaslauderdale@hotmail.com. E-mail atanların şarkının sözlerini, tarihini ve kendilerine ulaşım bilgilerini de yazmalarını istiyor.
Arkamızda bekleyen gazeteci sayısı arttıkça röportajı bitirmemiz hususunda yapılan baskı da artıyor. Ancak her fırsatta savaş karşıtı mesajlar veren gruba bir 'siyasi' soru sormadan gitmek de olmaz. Lauderdale'e tam Amerika'da Bush'a ve Irak müdahalesine bakışın ne durumda olacağını soracağız ki kendi başkanının adını duyunca hemen atlıyor ve Türkçe olarak "Bush p.şt" diyor. Karşılıklı gülüşmelerden sonra ekliyor: "Ortada adeta bir çılgınlık söz konusu. Bunda medyanın rolü de çok büyük. Ama diyebilirim ki Amerikalılar başkanlarına ve yaşananlara artık çok daha fazla eleştirel yaklaşıyor".
Her telden her dilden
Pink Martini, piyanist Thomas M. Lauderdale tarafından sivil toplum örgütlerinin gösterilerinde dinleti vermek üzere 1994 yılında Portland, Oregon'da kuruldu. Grubun tüm üyeleri farklı sanat kültürlerinden geliyor. 1997 yılında 'Sympathique' isimli ilk albümüyle tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de hatırı sayılır bir hayran kitlesi elde etmişti. Pink Martini Latin müziği ile klasik müzik ritim ve melodilerinin birleşiminden oluşan ve çoğunlukla İspanyolca, İngilizce, Fransızca, Japonca gibi farklı dillerde seslendirdiği şarkıları ile adeta insanın kanını ısıtıyor.
Radikal 27.03.2005
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder