4 Nisan 2008 Cuma
'Türkiye, geldiğim günkü gibi değil!...'
İSTANBUL - Caz müziğinin dört oktavlık sesi ve özgür doğaçlama ustası Yıldız İbrahimova yarın akşam, Kadıköy Geleneksel Festivali'nde kanun sanatçısı Tahir Aydoğdu'yla birlikte çalacak. Gelenksel Anadolu ve Rumeli ezgilerinin seslendirileceği konser Nâzım Hikmet Kültür Merkezi'nde gerçekleşecek. Yaklaşık 14 yıldır Türkiye'de yaşayan Yıldız İbrahimova, kültür sanat ortamının geldiği günden çok daha farklı bir konumda olduğunu söylüyor. İbrahimova ile albüm çalışması 'Sahnede Otuz Yıl'ı ve ülkemizin müziğe bakışını konuştuk.
Sahnede Otuz Yıl albümünde neler var?
Albüm şimdilik Bulgaristan'da piyasaya çıktı. Konserlerimde satılıyor. Türkiye'de de bir kaç firma ile görüşüyorum kısa bir zaman sonra burda da çıkaracağım. Bu çalışmam retrospektif gibi. Otuz yılda neler yaptığımı anlatıyor özetle.
30 yılı özetlemek zor olmadı mı? Bu seçkiyi nasıl ve neye göre yaptınız?
Bunu ayırmak çok zor oldu tabii. Bir çok ülkede yaptığım albümler dahil buna... Fransa, Almanya, Amerika, Bulgaristan, Türkiye... Hiçbir yerde yayınlanmamış konser kayıtları da var içinde. Geniş bir yelpazeyi kapsıyor ve toplam iki CD'den oluşuyor. Birincisi klasik ve caz, diğeri Balkan ve Çigan. Albüm içinde yer alana tüm parçalar caz doğaçlaması temelinde. Sofya Ulusal Radyosu'nda binlerce kayıdım var. Neredeyse hepsini tek tek dinledim. Onların arasından bir ayırım yaptım.
Aynı zamanda bir eğitmensiniz, Türkiye'de müzik eğitimi hakkında ne düşünüyorsunuz?
13-14 yıllık eğitimciyim. Türkiye'de müziğe çok geç başlanıyor. Çocuğun yeteneği varsa kesinlikle onu erken yaşta yetiştirmek gerek. Örneğin seçmeli ders verdiğim ODTÜ'de çok yetenekli çocuklar var. Bir tane mühendis... Bu çocuğun proesyonel olması gerekirdi. O çocuk o kadar mutsuz ki, anne-babası, sen mühendis ol, sağlam bir meslek al da eline diyor. Anne-baba da tabii ki çocuğun iyiliğini düşünecek ama, o çocuk yetenekliyse müzikle yatıp kalkıyorsa, farklı bir tercih de ömür boyu eziyete dönüşüyor. Başarılı da olamıyor, o alanın hiçbirşeyine de katlanamıyor. Bunun örnekleri çok fazla. Hiçbir öğrencime de 18-19 yaşına gelmiş, bırak ODTÜ'yü, müziğe yönel diyemem. Kafasını daha da karıştırırım. Onlara şöyle söylüyorum; 'Sizin yaşınıza gelmiş, 10 yıl müzikle uğraşmış kişilerlerekabete gireceksiniz. Bu işi ya çok iyi yapacaksınız ya da hiç yapmayacaksınız.'
Peki müzik sadece profesyonel hayatı seçenler için mi önemli?...
Kuşkusuz hayır. İlle de müzisyen olması gerekmiyor. Kesinlikle çok küçük yaşlarda müzik dinletilmeli. Bir kere ufku çok geniş, hoşgörüsü çok fazla ve daha huzurlu bir yapısı olur. Yani kendi dünyasıyla barışık olacak. Öncelikle anne-babadan başlamak gerek. Sonra ana okulu öncesinden... Çocuklara grup halinde bişeyler vermek lazım. Televizyon da gerektiğinde bir eğitim aracı olmalı... Bakın ben 14 sene önce geldiğimde Türkiye'ye hem gazetede hem de televizyon kanallarında bir sürü kültür sanat haberi vardı. Sanatla ilgili programlar haberler yeralırdı. Televizyonlarda caz konserleri, klasik müzik programları olurdu... Bunların sayısı artık yok denecek kadar az. Gazeteler ve televizyonlar yeterince kültür sanata yer vermiyor. Kadınların yüzde yirmisinin okuma yazma bilmediği bu ülkede medyaya da çok iş düşüyor aslında.
Yeni projeleriniz neler olacak?
Balkanolita albümünün ikincisini yapmamı eşim çok istiyordu. Aneannemden duyduğum Rumeli türküleri var, eski Bizans müziğine çok benzer. Çocukça şarkıların ikincisine geçen Ağustos'ta başladım. Bu sefer Fransızca, Arapça, Türkçe ve birkaç dilde birden yapacağım.
Konser yarın saat 20.00'de Nazım Hikmet Kültür Merkezi'nde. Tel: 0216 414 22 39
Radikal 4 Nisan 2008
Üç caz gecesi rüyası
Son yılların en heyecan verici caz vokallerinden Tierney Sutton ve grubu Nardis’te
ABD caz dergisi Down Beat’in “ilk 10 kadın şarkıcı” arasında gösterdiği Tierney Sutton ile 14 senedir birlikte sayısız peformansa, birbirinden başarılı 7 albüme imza attığı grubu, BP Jazz Night kapsamında Nardis Jazz Club sahnesinde.
İlk kez School of Music eğitimi sonrası katıldığı Thelonious Monk Jazz Vocal yarışmasında finale kalarak caz alanında adını duyuran Sutton, “Introducing Tierney Sutton” isimli ilk albümü ile Indie Award’a en iyi caz vokal albümü dalında aday gösterildi. 2005 yılında JazzWeek Radyosu tarafından yılın vokalisti ödülüne layık görülen ve Grammy’ye aday olan Tierney Sutton’ın grubu piyanoda Christian Jacob, basta Kevin Axt ve davulda Ray Brinker’dan oluşuyor. Grubuyla arasındaki güçlü bağ, 2005 yılında Grammy’ye aday olmuş live albümleri “I’m with the band”e de adını vermiş. Konserler bu akşam saat 21.30, 4 Nisan Cuma ve 5 Nisan Cumartesi ise 22.30’da başlıyor. Giriş: 40 YTL (0212) 244 63 27
Milliyet Cafe 3 Nisan 2008
2 Nisan 2008 Çarşamba
Taraf de Haidouks, 10 Mart 2007
"Dünyanın En İyi Çingene Orkestrası" Taraf de Haidouks, 10 Mart 2007 Cumartesi saat 21:30'da Garajistanbul'da sahne alacak. Çılgın ritimler, inanılmaz akorlar, baş döndürücü vokaller, kural tanımayan bir sahne performansı ve müthiş bir enerji... "Taraf de Haidouks" ile kendinizden geçeceksiniz.
Başlıca dünya müziği ve caz festivallerinde çarpıcı kemanları, çıldırtıcı ritimleri ve müthiş vokalleri ile izleyicileri kendine hayran bırakmayı başaran efsanevi grup Taraf de Haidouks Haydutlar Orkestrası, Shaman World Music Days 3 kapsamında Garajistanbul'da sahne alıyor.
2002 yılında Avrupa'nın en önemli Dünya Müziği ödülü olan BBC Radio 3 Awards for World Music ile ödüllendirilen Taraf de Haidouks, 2006 yılında çıkan "The Continuing Adventures of Taraf de Haidouks" (Taraf de Haidouks'un Yeni Maceraları) adlı DVD/CD'leri ile Hollanda'nın Grammy'si sayılan Edison Award'ı aldı.
Taraf de Haidouks başrolde Johnny Depp'in oynadığı "The Man Who Cried / Erkeğin Gözyaşları" filmi ile Avrupa'daki ününü Amerika'ya kadar taşıdı. Film için beş şarkı yazan grup, filmde Depp'in ailesi rolünü de üstlendi. Sıradışı rollerin oyuncusu Depp'in kişisel hayranı olduğu grup, aktörün Los Angeles'teki gece kulübü Viper Room'da gerçekleştirdikleri unutulmaz performanslar ile Hollywood'da bir şehir efsanesi haline geldi.
İstanbul Caz, Montreux, Womad, Roskilde gibi büyük festivallere davet edilen grup, Londra'daki Barbican Center'da ve Amerika'nın önde gelen konser salonlarında performanslarını sergilediler. Efsanevi kemancı Yehudi Menuhin'le bir televizyon şovunda çaldılar. Fransız çingene yönetmen Tony Gatlif'in bol ödüllü " Latcho Drom" adlı filmi onlar hakkındaydı.
Grubun en son albümü de Temmuz 2007'de piyasaya çıkacak.
Gelmiş geçmiş en iyi çingene orkestralarından biri olan, Balkan-Roman müziğinin yaşayan efsanesi Taraf de Haidouks, 10 Mart 2007 Cumartesi gecesi Shaman World Music Days 3 Focus>>RoMania kapsamında henüz piyasaya çıkmamış olan yeni albümlerinden parçaların da yer alacağı performansları ile Garajistanbul'da sizlerle olacak.
5 yıllık bir aradan sonra İstanbullu müzikseverlerle tekrar buluşacak olan Haydutlar Orkestrası'nın muhteşem performansını kaçırmayın!
Shaman World Music Days 3 Focus>>RoMania
Tarih: 10 Mart 2007, Cumartesi
Saat: 21:30
Program: Taraf de Haidouks
ShamanSound Coop.
Yer: 'garajistanbul'
Biletler: Biletix ve 'garajistanbul' gişeleri
Bilet fiyatları: Tam - 35 YTL ; İndirimli - 25 YTL
Bilgi için : www.shaman.com.tr / info@shaman.com.tr
"Dünyanın en iyi çingene grubu"
Independent
"Taraf de Haidouks'un vahşi enerjisi çingene müziğinin özünü ortaya çıkarıyorEtrafa yaydıkları sesler bebop, salsa ve Batı Afrika müziklerini çağrıştırıyor"
New York Times
Shaman World Music Production/World Music Club
Shaman World Music Club 1999 yılında Genco Erensel, Oğuz Kolaşin ve Yasin Kolaşin tarafından, giderek daha çok renklilik ve çeşitlilikle zenginleşen dünya müziğini İstanbullu müzik severlerle paylaşmak ve "kaliteli eğlence" sunmak üzere kuruldu. "Dünya Müziği Severlerin Buluşma Noktası" olma amacı ile yola çıkan Shaman'da 6 yıl boyunca, dünyanın dört bir köşesini temsil eden müzisyenler hayatımıza zenginlik kattı.
Aynı heyecanla yola çıkmış olan Shaman World Music Production, 2001 yılından beri Ömer İpek'in genel koordinatörlüğünde çalışmalarına devam etmektedir. Shaman World Music Production, müzikseverlere "dünya müziği" adına yapılmış ve yapılmakta olan her şeye, her boyutuyla ulaşmayı sağlayacak bir platform sunmayı amaçlamaktadır.
Shaman World Music Days
2006 yılında tasarlanan Shaman World Music Days, her biri farklı bir müzik türünü ve/veya kültür coğrafyasını işleyen bir etkinlik dizisi. Özellikle kültürlerarası geçişlere ve melez yapımlara yer verilecek olan etkinlikler, her biri kendi türlerinde efsaneleşmiş müzik grupları ve sanatçıların katılımı ile gerçekleştirilecek. Etkinliklerde, ana performansların yanısıra ShamanSoundCoop. DJleri ile de izleyicilere özlenen Shaman geceleri tekrar yaşatılacak.
Fanfare Ciocarlia - Queens And Kings (2007)
Artist: Fanfare Ciocarlia
Type: Album
Year: 2007
Style: World / Gypsy (Romas) Ethnic / Gypsy (Romas) Jazz
Country: Romania
Album Reviews:
Ioan Ivancea, the clarinet-playing leader of Fanfare Ciocarlia, would be intensely proud of, and deeply honored by, Fanfare Ciocarlia's fifth record. Queens and Kings is a buoyant tribute to Fanfare Ciocarlia's patriarch, who died in October 2006, and who graces the cover of the CD with his wife. On the world stage, Fanfare Ciocarlia are renowned for their Gypsy 'speed-brass,' horns played at such a breakneck, thundering pace that one cannot help but be taken up in the headlong rush of the sound as well as amazed that the band manages to keep the horns in such precise discipline. With the passing of Ivancea, the remaining band members vowed to honor his legacy by inviting musicians from the wide Roma diaspora. Legends answered the call, among them Esma Redzepova from Macedonia, and Saban Bajramovic from Serbia. Also present are purveyors of the younger generation, such as Mitsou (who now fronts the Hungarian electro-gypsy fusion group Mitsoura), and Kal (whose recent hit "Duj Duj" gets a massive big-band here, fronted by Mitsou and Florentina Sandu).
Romania is a complex country: unfinished buildings from the time of Ceaucescu's rule still stand next to abandoned cranes; Bucharest's gray buildings burst with colorful advertising from the major multinationals; maxi-taxis, buses, and Dacias in various stages of (dis)repair vie for room on two-lane roads alongside farmers and Gypsies with their horse-drawn carts. Most people do not make much money, and the rush of goods into Romania tantalizes the populace with the hoped-for prosperity thought to accompany EU membership. Still, as Garth Cartwright's wonderful liner notes that accompany Queens and Kings state, Gypsies have been relegated to low social status in Romania; and despite Fanfare Ciocarlia's international success, the band had never played Bucharest until December 2006.
The wide swath of musical guests on the Queens and Kings project enter seamlessly into the Fanfare Ciocarlia sound. On "Que Dolor," marvel at how the flamenco guitars and hand claps of the French band Kaloome add a body-swaying intensity to the already funky horns. Enjoy how elder stateman Bajramovic's voice sounds remarkably strong during the giddy run of "Sandala," and how Esma Redzepova's assured vocals reinforce her status as "Queen of the Gypsies." From track to track, Queens and Kings shows the remarkable strength and color of Roma diversity, which only adds to the already special nature of this tribute.
But naturally, the focus behind the showcased voices here has to be on the band itself, and its arsenal of horns and percussion. Critics fall over themselves to describe the influences laced into the group's music: Balkan, Ottoman, pop culture detritus, Turkish, jazz; nothing seems to escape incorporation. Right from the beginning of Queens and Kings, as Dan Armeanca begins to sing "Kan Marau La" ("I Will Beat Her," the tune of which obfuscates the rather grim title), the horns blend upward behind the chorus in a shining break that could easily have been ripped from a techno dance track. The arrangements are consistently top-notch, and the band lovingly presents Ioan Ivancea's own stately "Farewell March" to their departed leader. Special mention must be made of the album's closing track, Fanfare Ciocarlia's version of Steppenwolf's "Born To Be Wild," which, with its over-the-top joyous vocals and intoxicating horns, is surely one of the greatest all-time cover versions ever made. Having just returned from Romania, I can also vouch that "Born To Be Wild" is also the perfect music by which to swerve your Dacia around wandering cows on Romania's rural roads. As a whole, Fanfare Ciocarlia's Queens and Kings is a monumental album to the Roma's perseverance in the face of a changing world, and the unifying power of music
Biography:
Following the release of "Gili Garabdi" in spring 2005, which promptly landed at number 1 in the WMCE Top 10, FANFARE CIOCARLIA travelled throughout Europe to record with musicians from the continent's extended Romany community. Overcoming borders and visas, foreign tongues and rhythms, more than two dozen musicians from France to Bulgaria came together to create "Queens and Kings" an extraordinary celebration of Gypsy songs. Casual observers may wonder how Fanfare Ciocarlia's roaring Balkan funk could possibly fuse with the flamenco guitars of French Gitans Kaloome or Macedonian legend Esma Redzepova's accordion driven music? Zece Prajini's musical magicians shrug off such concerns, noting that they share elements of language, experience, and an almost indescribable yet very Gypsy musical synergy with their guests. Hungarian music has permeated northern Romania for centuries, while Yugoslav and Bulgarian music came from encounters with travelling Gypsy communities or on pirate cassettes. Spain and France existed in pre-war memories, lost yet not forgotten Latin connections; as did jazz and pop flavours long filtered through closed borders." From these sources and their own ancient Gypsy roots, Zece Prajini's musicians built Fanfare Ciocarlia. Here, accompanied by some of Europe's finest singers, Romania's brass dervishes share tales of life, love and loss. "Queens and Kings" celebrates unity in diversity while standing as a testament to the vision of Ioan Ivancea, Fanfare Ciocarlia's clarinet-playing patriarch, who died in October 2006. To Ioan then, a true Gypsy King, this album is dedicated.
Guests: Saban Bajramovic (Serbia), Esma Redzepova (Macedonia), Jony Iliev (Bulgaria), Ljiljana Butler (Bosnia), Dan Armeanca (Romania), Mitsou (Hungary), Kaloome (France), Kal (Serbia) and Florentina Sandu (Romania)
The album "Queens and Kings" has been released February 23rd 2007 on Asphalt Tango Records.
Zece Prajini (literally meaning 'ten fields') is a village of just four hundred souls, surrounded by gentle mountains and dusty tracks. Situated in the East of Romania, it is no more than a stone's throw from the border with the former Soviet republic of Moldavia. This area of Romania is known for its rugged seclusion and the stubborn poetry of its inhabitants. In the evenings, when the winds calm down, the sounds of the fanfare echo from the surrounding slopes. This is the home of the twelve Romany Gypsy musicians who make up the FANFARE CIOCARLIA brass ensemble.
The art of playing music has been handed down from generation to generation since time immemorial. There is no sheet music. The instruments, bearing the marks of the previous decades, have lost their shine and gained their own patina. On them FANFARE CIOCARLIA manage to set off a musical firework display, with an unbelievable talent for intricate rhythms and dizzy tempos. Traditional dances from Romania and rhythms from Turkey, Bulgaria and Macedonia are played on horns, trumpets, clarinets and timpani. For each different moment in life there is an appropriate piece: geamparale, sîrba, hora, and if the mood requires, a racy ruseasca at the end.
Meanwhile the stars of Gypsy Brass toured almost every country and continent one can think of and even were invited to throw DANNY ELFMAN's 50's birthday party in musical terms down in Hollywood.
The party FANFARE CIOCARLIA kicks off just after entering the stage and which drives everyone sheer mad was also put on celluloid. Director Ralf Marschalleck, Berlin, visualized the two exciting but so different worlds the musicians of the Gypsy Brass Band FANFARE CIOCARLIA live in: the tiny Gypsy village Zece Prajini in Romania and their life on the big concert stages abroad. The full length road movie "Iag Bari Brass On Fire" for cinema release features the musicians' life which is based on an old tradition, a tradition which was discovered by an international fan community to assuage a hunger for a Balkan atmosphere and unleashing brass music. Furthermore the German film director FATIH AKIN fit the musicians in several scenes of his acclaimed movie "HEAD ON", which won the Golden Bear at the International Filmfestival in Berlin 2004. Right now FANFARE CIOCARLIA again is represented in the cinemas all around the world - their cover version of "Born To Be Wild" makes part of the soundtrack of "BORAT".
At the end of October 2004 Asphalt Tango Records released the first DVD of FANFARE CIOCARLIA featuring an entire LIVE CONCERT, the movie 'IAG BARI', two VIDEOCLIPS, a cinematic self-portrait in 8mm by the musicians of the band plus more surprising insights into the life of the Speed Demons of Gypsy Brass.
Discography:
2007 CD "Queens and Kings" (CD-ATR 1207)
2005 CD "Gili Garabdi" (CD-ATR 0605)
2004 DVD "Gypsy Brass Legends"" (DVD-ATR 0404)
2001 CD "Iag Bari" (CD-PIR 1577)
1999 CD "Baro Biao" (CD-PIR 1364)
1998 CD "Radio Pascani" (CD-PIR 1254)
Tracklist:
01. Kan Marau La (Dan Armeanca)
02. Que Dolor (Kaloome)
03. Sandala (Saban Bajramovic)
04. Pana Cand Nu Te Iubeam (Mitsou
05. Cuando Tu Volveras (Kaloome)
06. Duj Duj (Mitsou & Florentina S
07. Ibrahim (Esma Redzepova)
08. Ma Maren Ma (Saban Bajramovic)
09. Mukav Tu (Florentina Sandu)
10. Nakelavishe (Esma Redzepova)
11. Ma Rov (Ljiljana Butler)
12. Mig Mig (Jony Iliev)
13. Farewell March (Ioan Ivancea)
14. Born To Be Wild
Fanfare Ciocarlia

“Dünyanın En İyi Balkan Brass Orkestrası” Fanfare Ciocarlia İstanbul’da “
Youtube videosunu izlemek için tıklayınız
Hız şeytanları”nın İstanbullu müzikseverler ile ilk buluşması unutulmaz olacak. Olağanüstü hareketli, neşeli ve etkileyici performansları ile bir Balkan müziği efsanesi daha 02 Mayıs Cuma gecesi Yeni Melek’te…
“… en engebeli müzikal yolların üzerinden akıp giden bir hız şeytanları orkestrası…”
- New York Times
”Fanfare Ciocarlia yakın zamanın en olağanüstü müzikal başarı öykülerinden biri olarak karşımıza çıkıyor.”
- The Guardian
“Dünyanın en iyi Balkan brass orkestrası… Yaşayabileceğiniz en etkileyici müzik deneyimi…”
- Sunday Harold
Shaman Word Music Days’08 >> RoMania serisinin ikinci konseri 02 Mayıs 2008 Cuma günü Yeni Melek’te düzenlenecek Fanfare Ciocarlia konseri olacak. Tüm zamanların en iyi Balkan brass orkestrası olarak kabul edilen grup, özellikle Fatih Akın’ın ‘Duvara Karşı’ filmindeki performansları ile biliniyor ve Türk müzikseverlerce merakla bekleniyor. Fanfare Ciocarlia, Borat filminin soundtrack albümündeki ‘Born To Be Wild’ coverlerı ve ‘Iag Bari’ gibi hit parçaları ile tüm dünyada milyonlarca hayran kitlesine sahip. Grup ayrıca, 2006 yılında dünyanın en önemli müzik ödüllerinden biri olan BBC Planet Awards’ı da kazandı. İnanılmaz hızları, karmaşık melodileri, ve karşı konulamaz ritimleri ile Fanfare Ciocarlia, Balkan müziğinin yaşayan efsanesi olarak kabul ediliyor. Trompet, tenor ve bariton saksafon, tuba, klarnet, davul ve perküsyon gibi çok geniş bir enstrüman yelpazesine sahip olan Fanfare Ciocarlia, Türk, Bulgar, Sırp ve Makedonya ezgilerini harmanlayıp Romen müzikleri ile bütünleştirdi. Grup özellikle hızlı, enerjik, karmaşık melodiler ve en önemlisi pozitif yapısı ile her gittikleri ülkede çok sıcak karşılandı. Fanfare Ciocarlia sırasıyla 1998 yılında “Radio Pascani”; 1999 yılında “Baro Biao-Worldwide Wedding”; 2001 yılında “Iag Bari - The Gypsy Horns From Mountains Beyond”; 2004 yılında “Gypsy Brass Legends”; 2005 yılında “Gili Garabdi-ancient Secrets of Gypsy Brass” ve en sonunda 2007 yılında “Queens & Kings” adlı albümlerini çıkarttı.
Shaman World Music Production/World Music Club Shaman World Music Club 1999 yılında Genco Erensel, Oğuz Kolaşin ve Yasin Kolaşin tarafından, giderek daha çok renklilik ve çeşitlilikle zenginleşen dünya müziğini İstanbullu müzik severlerle paylaşmak ve “kaliteli eğlence” sunmak üzere kuruldu. “Dünya Müziği Severlerin Buluşma Noktası” olma amacı ile yola çıkan Shaman’da 6 yıl boyunca, dünyanın dört bir köşesini temsil eden müzisyenler hayatımıza zenginlik kattı. 2006 yılında tasarlanan Shaman World Music Days, her biri farklı bir müzik türünü ve/veya kültür coğrafyasını işleyen bir etkinlik dizisi. Özellikle kültürlerarası geçişlere ve melez yapımlara yer verilecek olan etkinlikler, her biri kendi türlerinde efsaneleşmiş müzik grupları ve sanatçıların katılımı ile gerçekleştirilecek. Etkinliklerde, ana performansların yanı sıra ShamanSoundCoop. DJ’leri ile de izleyicilere özlenen Shaman geceleri tekrar yaşatılacak.
Kaynak : http://www.ticketturk.com
Sınırsız Müzik Enerjisi: Fanfare Ciocarlia
Açılış parçası ‘Kan Marau La’ bir manele (Türk ve Ortadoğu karışımı müzik türü) klasiği ve vokallerde günümüzün bu kulvarda en popüler sesi Dan Armeanca var. Bu parça stüdyo süslemelerinden uzak sadece insan emeği ile çalınan albümün içerisinde bin bir türlü cevherlerin sizi beklediğini hissettiriyor. En sabit vücutların bile yerinde durdurmayacak bir yapıya sahip olan albüm yine bir manele parçası olan ‘Que Dolor’ ile devam ediyor. Katalan Çingene gitar grubu Kaloomé’nin konuk olduğu parçada fışkıran gitar ritimleri hızlı el çırpmaları ile bütünleşerek ancak hayal edilebilecek bir birleşim ortaya çıkarıyor. Macar Çingene Mitsoura tarafından söylenen oryantal Romen aşk şarkısı ‘Pana cand nu te iubeam’ biraz olsun dinleyene nefes aldırsa bile aynı sanatçı daha sonra Hint ezgilerinden yola çıkan ‘Duj Duj’ parçası ile tekrar ateşi körüklüyor. Geçtiğimiz aylarda ülkemizde de konser veren Taraf de Haïdouks’un, artık aramızda olmayan kemancısı Nicolae Neacsu’nun yirmi yaşındaki kızı Florentina Sandu ise “Queens & Kings” albümünÜN en değerli unsuru. Özellikle bir nefeste seslendirdiği ‘Mukav Tu’ adlı parça uzun süre kulaklarda küpe olacak nitelikte. Kıyaslanmayacak Esma Redzepova ve Şaban Bayramoviç’in katkıları ise albüme kalite ve sofistike hava üflüyor. “Queens & Kings” albümün en büyük özelliği farklı yönden gelen tüm vokalleri ve enstrümanları bir araya getirip tek bir yürekte atan Çingene ruhunu ortaya çıkartması. Hiç kuşkusuz Fanfare Ciocarlia yaptığı kaliteli ve bilinçli müzik ile dünyanın en dayanılmaz Çingene gruplarından biri ve “Queens & Kings” ise kesinlikle yılın Çingene albümü…
Yazı : © Zekeriya S. Şen, 2007
www.tikabasamuzik.com sayfasından alınmıştır.