14 Mayıs 2009 Perşembe

Chill-Out Festival İstanbul'u coşturacak!

Chill-Out Festival'i, Lounge 102’nin organizasyonuyla 24 Mayıs Pazar günü Kemer Golf & Country Club’da!

Metropol insanlarında bağımlılık yapan 'Chill-Out Festival' konseptini yaratan, Türkiye'nin ilk ve tek 'downtempo' radyosu Lounge 102 tarafından düzenlenen Chill-Out Festival İstanbul’un dördüncüsü 24 Mayıs 2009 Pazar günü Kemer Golf & Country Club’da gerçekleşiyor. Doğanın içinde, yeşillikler üzerinde, öğlen saatlerinde açık havada başlayacak festivalde, kesintisiz 12 saat müzik ziyafeti ve yenilenmiş ilgi çekici aktiviteler gecenin ilerleyen saatlerine kadar devam edecek.

Lounge 102’nin organizasyonuyla gerçekleştirilen, 2009 yaz döneminin ilk festivali Chill-Out Festival Istanbul, 24 Mayıs Pazar günü sabah 12:00’den gecenin ilerleyen saatlerine kadar doğanın içinde, açık havada dinleyicilerine unutulmaz bir deneyim yaşatmayı hedefliyor. Festivalde, lounge’dan trip hop’a, latin’den funk’a kadar geniş bir müzikal yelpazede her zevke hitap eden farklı müzikler katılımcıları bekliyor.

Kemer Golf & Country Club’da 10 km2'lik bir orman içinde düzenlenecek festivalde, her zamanki gibi dünya çapında isim yapmış birbirinden ünlü sanatçı ve gruplar yer alıyor. Bu yıl dördüncü yaşını kutlayan Chill-Out Festival İstanbul’da uzun süre sonra tekrar turneye çıkan Lamb, benzersiz tarzıyla Yoav, gecmişi bugünle en iyi şekilde harmanlayan The Shortwave Set, Zorzal ile büyük beğeni toplayan Axel Krygier, ülkemizde uzun süredir beklenen Jazzamor ve reggea/dub projeleriyle ilgi çeken Sattas canlı performanslarıyla Chill-Out Festival Istanbul sahnesinde yerlerini alıyorlar. Boozoo Bajou grubu ile de sürpriz bir kapanış partisi festival katılımcılarını bekliyor. Festival biletleri Biletix gişelerinden veya www.biletix.com adresinden satın alınabilir. Bilet fiyatı 60 TL ( Biletix hizmet bedeli eklenecektir )

Sanatçı ve grup bilgileri:

Lamb (İngiltere)

Joy Division’dan The Bee Gees’e, Oasis’den Simply Red’e onlarca büyük topluluğa hayat veren Manchester şehri, doksanlı yılların ortalarında, trip-hop sahnesine bambaşka bir boyut kazandıran Lamb’in doğuşuna da evsahipliği yaptı. ‘Gabriel’ ile uluslararası başarıya ulaşan Stüdyo dahisi Andy Barlow ve eşsiz vokalleri ile Lou Rhodes, doksanlı yıllarda Bristol şehrinin egemenliğinde süregelen trip-hop akımının kalıplarıyla sınırlı kalmadan, içeriğine jazz, dub, breaks ve drum’n’bass’in unsurlarını da ekleyerek oluşturdukları ses evrenleri ile birleşen akustik etkileşimli tınıları sayesinde çabucak fark edildi. Belli başlı organizasyonları tercih ettikleri dünya turu öncesi, Chill-Out Festival Istanbul 2009’un baş tacı konuğu olacak Lamb bir downtempo müzik ikonu olarak kaçırılmaması gereken bir sahne performansı ortaya koyacak.

Yoav (Güney Afrika)

Yeni nesil akustik müziğin Güney Afrikalı temsilcisi Yoav, gitarıyla eşlik ettiği sıcak vokalinin yanı sıra, söz yazarlığını da bizzat üstlendiği parçalarıyla, lo-fi ve indie arasında alternatif köprüler kuruyor. Field Recordings ile anlaşarak, ilk albümü ‘Charmed & Strange’i buradan yayınlayan Yoav, albüm boyunca kendi elleriyle yakaladığı vuruşları, elektronik filtrelerden geçirirken, akustik gitarına eşlik eden vokali ile harikalar yaratıyor. ‘Club Thing’ ve ‘Beautiful Lie’ isimli single çalışmaları ile dünya radyolarının listelerinde haftalarca yer alan Yoav, Chill-Out Festival 2009 sahnesinde yer alacak.

Axel Krygier (Arjantin)

Güney Amerikalı sanatçılara her daim ilham kaynağı olmuş Buenos Aires şehrinin, sofistike mirasını günümüz lounge ve jazz tınısı ile bütünleştiren Axel Krygier, düşsel kompozisyonunu akustik ve elektronik şablonlarla dinleyicilere sunduğu son albümü ‘Zorzal’ı geçtiğimiz sene içersinde yayınladı. Vokal unsurlarının yanı sıra theremin gibi sıra dışı enstrümanlar içeren parçalara yer veren albümde kreole, jazz ve funk’ı zengin bir içerikle ele alan Axel Krygier ana vatanının sofistike mirasını gelecek kuşaklara aktarıyor. Lounge 102 dinleyicilerinin yoğun ilgisine maruz kalan parçalarının prodüktörü Axel Krygier, topluluğu ile sergileyeceği çok özel canlı performansı için Chill-Out Festival Istanbul 2009’ da.

The Shortwave Set (İngiltere)

‘The Debt Collection’ albümü ile çıkışını gerçekleştiren The Shortwave Set, ses örnekleme teknikleriyle eşi benzeri bulunmayan ve türlerini ‘Victorian Funk’ olarak ifade ediyor. İkinci albüleri ‘Replica Sun Machine’ ı Royksopp, Propellerheads, Zoot Woman ve Les Rythmes Digitales gibi gruplara ev sahipliği yapan Wall Of Sound’dan çıkaran The Shortwave Set bunun yanı sıra Goldfrapp, Moby ve Scissor Sisters için gerçekleştirdiği remix çalışmaları ile dünya radyolarının sevilen grupları arasına girdi.‘Vintage’ gitarları, tescilli Moog sesleri tamamlayan The Shortwave Set, sıra dışı tınıları ve kendilerine özgü sahne duruşları ile Chill-Out Festival Istanbul 2009’un merakla beklenen konukları arasında.

Jazzamor (Almanya)

Jazz müziğin 60’lı yıllardaki duruşundan ilham alan Bettina Mischke ve Roland Grosch’un hayat verdiği Jazzamor, kendilerine has modern yaklaşımları sayesinde günümüz lounge sahnesinin, hip projeleri arasında yerini aldı. Eşsiz tınıları ve yorum çalışmalarıyla kendi jazz quartetleri ile çıktıkları dünya turunda sergiledikleri güçlü sahne perfromanslarıyla adından söz ettiren ikili, Astrud Gilberto, Stan Getz, Sergio Mendes, Henry Mancini ve Ennio Morricone’dan devraldıkları mirası, kavramsal bir doğrultuda yeniden yorumluyor. Modern jazz’ın lounge ile buluştuğu sıradışı etkileşimin doğrultusunda, gerek perfromansları gerekse prodüksiyonları ile göz dolduran Jazzamor, Chill-Out Festival Istanbul 2009’un sıradışı topluluklarından.

Boozoo Bajou (Almanya)

Downtempo ve lounge müziğe yön vermiş birçok prodüktör ve topluluğu barındıran Almanya, şu sıralar, blues, jazz, soul, latin ve dub’ı, modern electronica ile eşsiz bir şekilde harmanlayan Boozoo Bajou’nun, yeni albümü ‘Grains’ i konuşuyor. On yılı aşkın bir süredir, ileriye yönelik müzik anlayışları ile üretime devam eden, Florian Seyberth ve Peter Heider ikilisinden oluşan Boozoo Bajou, akustik ve folk müzik unsurları ile zenginleştirilmiş yeni bir içerik ile karşımıza çıkıyor. Prodüksiyon anlamında ‘laidback’ kabul edilen ve dub etkileşimli altyapılarla, keyif veren bir albüme imza atarken, yeni performanslarıyla ilk defa Chill-Out Festival Istanbul 2009 sahnesinde.

Milliyet 12.05.2009

9 Mayıs 2009 Cumartesi

İstanbul yine cazın ustalarını ağırlayacak

Bu yıl 16’ncısı düzenlenen Uluslararası İstanbul Caz Festivali’nin (İKSV) programı dün Ortaköy’deki The Marmara Esma Sultan’da düzenlenen toplantıyla açıklandı
İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından, Garanti Bankası sponsorluğunda düzenlenen festival, 2 - 15 Temmuz arasında gerçekleşecek.


Garanti Bankası Genel Müdür Yardımcısı Nafiz Karadere, “Garanti ile cazın birbirine çok yakıştığını düşünüyor, ana sponsor olarak 12 yıldır keyifle festivali destekliyoruz. Temmuz boyunca, İstanbul yine bir ‘caz kentine’ dönüşecek” dedi. Festivalde, pop-cazın usta yorumcusu, ozan-şarkıcı Joe Jackson, 4 Temmuz’da ilk kez İstanbul’a konuk olurken; Melody Gardot 7 Temmuz’da, ünlü bas gitaristler Stanley Clarke, Marcus Miller ve Victor Wooten ise birlikte 8 Temmuz akşamı konser verecekler.

Mehldau da geliyor

Caz severler, 10 Temmuz’da Azerbaycan’ın ünlü sesi Alim Qasimov’la Erkan Oğur ve Derya Türkan’ı bir arada dinleme fırsatı bulurken; 13 Temmuz’da piyanist Joe Sample ve vokalist Randy Crawford’ı, aynı gün başka bir konserde de gelmiş geçmiş en yaratıcı caz piyanistlerinden Brad Mehldau’yu grubuyla birlikte izleyebilecek.

14 Temmuz günü pop-caz vokalisti ve piyanist Peter Cincotti, bir diğer konserde de Latin müziğinin yetkin topluluklarından Maraca’s Otra Vision sahne alırken, ertesi gün akustik-folk akımının önemli temsilcilerinden, İzlandalı ozan-şarkıcı Emiliana Torrini konser verecek. Festivalin en önemli konserlerinden birindeyse, Festival’in Yaşamboyu Başarı Ödülü bu yıl elektronik müzik alanındaki çalışmalarıyla tanınan besteci İlhan Mimaroğlu’na veriliyor. 30’un üzerinde konsere ev sahipliği yapacak festivalin biletleri, 9 Mayıs’tan itibaren Biletix ve İKSV merkezinden satışa sunulacak.

www.iksv.org/caz

Milliyet 06.05.2009

6 Mayıs 2009 Çarşamba

'Şeytanın kemancısı'ndan bir konser bir albüm

Radikal
ERAYAYTİMUR
Kültür Sanat
04/05/2009

Türkiye’yi seven, Türkiye’nin sevdiği Latin caz piyanisti ve bestecisi Michael Camillo; ‘Spirit of the Moment’ albümünü kaydettiği ekibiyle 9 Mayıs’ta İş Sanat’ta olacak. Ancak bu konserin bir kahramanı daha var. Hatta muhtemelen şovun başladığı ve bittiği noktayı o belirleyecek. Çünkü o ‘Şeytanın kemancısı’ Roby Lakatos.

Aslında Roby Lakatos, bizler için yeni biri değil. İş Sanat’ta epey çalmışlığı var. Fakat dimağımıza nakşolması 35. Müzik Festivali’nde, Esma Sultan’da verdiği acayip konsere rastlar. Fire Dance ve Klezmer Karma albümleri de eklenince o dönemde Lakatos’a epey doymuştuk. Bu seferki konserin öncesinde ise dağarcığımızı başka bir albümle tazeliyoruz: ‘Roby Lakatos with Musical Friends’. Albüm, ismiyle ve cismiyle atalarımızın pek güzel ifade ettiği ‘Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim’ sözünü doğruluyor. Lakatos’un söz konusu ettiği arkadaşlar kendi topluluk üyelerinin yanı sıra en az onun kadar yetenekli Marc Fosset (gitar), Vadim Repin (keman), Randy Brecker (trompet), Tony Lakatos (tenor saksafon). Ayrıca arkadaştan öte Roby Lakatos’un ömrü boyunca birlikte çalmak istediğini söylediği bir de ustası var. Yehudi Menuhin’in dünyanın en yetenekli kemancısı olarak gördüğü, Stephane Grappelli... Şimdi ay yüzlü, deniz gözlü, burma bıyıklı Lakatos’umuz ne yapmış da ‘Şeytanın kemancısı’ olmuş, ona bakalım.

Roby Lakatos, çıkardığı yetenekli kemancılarla Macaristan’da efsane addedilen bir aileden geliyor... Kamuya açık ilk konserini 9 yaşındayken bir Çingene topluluğunun birinci kemancısı olarak vermiş. Budapeşte’deki Bela Bartok Konservatuarı’nın klasik keman bölümünden birincilikle mezun olmuş. Sonrasında ise bu titrin fiyakasına kulak asmadan sevdiği her şeyi hakkıyla çalabilen bir kemancı olmak için var gücüyle çalışmış. Köklerinde yaşayan Çingene müziği, eğitimini aldığı klasik müzik, hayatının her döneminde ilgisini çeken Klezmer müziği ve çok yetenekli olduğu doğaçlama derken müzikal uğraş listesi uzayıp gidiyor. Onu dinledikten sonra birlikte çalmak için sıraya giren büyük müzisyenler listesi ise Yehudi Menuhin, Nigel Kennedy, Esa Pekka Salonen diye sürüyor. Gelgelelim canlı performanslarıyla dudak uçuklatırken plak firmaları konusunda şansı yaver gitmemiş. Deutsche Grammophon’un 1995’te yayınladığı ‘Roby Lakatos La Boheme’le bile ancak ortalamayı tutturan Lakatos’un asıl yükselişi ise 2004’ü bulmuş. Çünkü o yıl yeni kurulan ve Pure Music çatısı altında ‘avanticlassic’ ve ‘avantijazz’ olarak iki kola ayrılan firmalarla anlaşma yapıp her ikisi de büyük ses getiren ‘Fire Dance’ ve ‘Klezmer Karma’ albümlerini peşisıra yayınladı. ‘Fire Dance’te Çingene; ‘Klezmer Karma’da ise Yahudi müziklerini ön planda tutan ‘Şeytanın kemancısı’, bu albümlerde farklı müziklerin ipuçlarını değerlendirerek kendi füzyon standardını geliştirdi.

Şeytanın kemancısının on yılı aşkın hayalini gerçeğe dönüştüren ‘Roby Lakatos with Musical Friends’ ise 2008 sonunda avantijazz etiketiyle yayınlandı. Geleneksel müzikleri caz, funk, vals, tango dokunuşlarıyla modernize eden albüm, Lakatos’un yukarıda ismi geçen arkadaşlarıyla farklı zamanlarda yaptığı kayıtlardan oluşuyor. Yani bir yönüyle Lakatos derlemesi ya da toplaması.

İlk CD’de Paganini’nin ‘24 Capricio’sundan Dave Brubeck’in ‘Blue Rondo a la Turk’una; Miles Davis’in ‘Four’undan Charlie Parker’ın ‘Donna Lee’sine uzanan türler arası cümbüş; Bonus CD’de ise daha önce hiç yayınlanmamış versiyonlarıyla iki geleneksel Macar ezgisi, bir alternatif finalli Donna Lee, bir de Kalman Cseki’nin özgün bestesi yer alıyor.

‘Roby Lakatos with Musical Friends’e yaylıların hakim olması çizginin klasiğe yakın olduğunu düşündürebilir. Ama repertuar ve düzenlemeler yönünden ekseriyetle caz. Öte yandan bazı parçalarda Orta ve Doğu Avrupa’da yaygın olarak kullanılan cimbalom sık duyuluyor ki Macar’ın olduğu yerde şaşırtıcı değil. Şaşırtıcı olan ise hele ki ülkemizde sık rastlamadığımız akustik bas çizgisinin albümdeki her parçayı kusursuzlukla işlemesi. Olay yerine derin sessizliği ve hüzünsüz karanlığı getiren de bu. Hani kemanın zarafetine zaten toz kondurmam ama bu akustik bas-gitar döngüsü, uzun keman seanslarına tahammülsüzleri bile memnun ediyor... Sözün özü, ‘Şeytanın kemancısı’ arşesini gönlünün üstünden çekmeye devam ettiği sürece biz de onu sevmeye devam edeceğiz.

14 Aralık 2008 Pazar

"Altın Keman" Mintz, Türkiye'de

Sanat eleştirmenleri tarafından döneminin en başarılı keman sanatçıları arasında gösterilen Sholomo Mintz, Türk izleyicisiyle buluşacak. Dünyaca ünlü İsrailli keman virtüözü, yarın ve 5 Aralık'taki iki konserde Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'nın (CSO) konuğu olacak.

CSO Salonu'ndaki konserde, Felix Mendelssohn Bartholdy'nin "Fingal Mağaraları Uvertürü", "keman konçertosu", Ottorino Respighi'nin "Roma Çamları" ve "Roma Çeşmeleri" adlı yapıtları seslendirilecek. Konserlerde orkestrayı Şef Antonio Pirolli yönetecek.

Kusursuz müzisyenliği, üslubundaki çok yönlülük ve kemana hakim tekniğiyle saygın bir yeri bulunan Mintz, düzenli olarak en ünlü orkestralar ve orkestra şefleriyle uluslararası sahnelerde yer alıyor.

Premio Accademia Musicale Chigiana, the Diapason D'Or, the Grand Prix du Disque, the Gramophone Ödülü ve Edison Ödülü dahil bazı prestijli müzik ödülleri sahibi olan Mintz, 2004 yılından bu yana Londra'da bulunan AVIE Records için kayıt yapıyor.

Moskova'da doğan ve 2 yıl sonra ailesiyle İsrail'e yerleşen sanatçı, henüz 11 yaşındayken İsrail Filarmoni Orkestrası ile konçertosunu sahneledi. Mintz, 16 yaşında Pittsburgh Senfoni Orkestrası ile verdiği konserde Carnegie Hall Salonu'nda sahne aldı. Hemen ardından Juilliard Müzik Okulunda Dorothy DeLay ile çalışmalarına başladı.

Sholomo Mintz, 18 yaşındayken sanatsal çalışmalarına koro şefliğini de ekleyerek o dönemden bu yana dünya çapında ün yapmış orkestraları yönetti ve İsrail Oda Orkestrası Müzik Danışmanı ve Maastricht Senfoni Orkestrası'nın sanat danışmanı ve baş konuk orkestra şefi oldu.

Zagreb Filarmoni Orkestrasının baş konuk orkestra şefi olarak atanan Mintz, bu sanat sezonundan itibaren yoğun solo programının yanı sıra 4 yıllığına bu rolü üstleniyor.

03.12.2008 cnnturk.com

Mısır müziği İstanbul sokaklarına taştı

Mısır'ın yöresel müziği ve dansı ilk kez Türk sokaklarında hayat buldu.

15 kişiden oluşan Mısır'ın ünlü yöresel grubu Nile Folklorik Müzik ve Halk Şarkıları Topluluğu'nun müziği coşturdu, Mısırlı Derviş'in, Mevlana felsefesi doğaçlama teknikler ile zenginleştirdiği, 3 etekli "Tabule" dansı ise izleyenleri büyüledi.

Mısır'ın ünlü yöresel grubu Nile Folklorik Müzik ve Halk Şarkıları Topluluğu 5 gün boyunca İstanbul'un meşhur ve kalabalık caddelerinde müzik, folklor ve dans gösterileri yapmak üzere Türkiye'ye geldi.

İstanbul Mısır Kültür Merkezi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Beyoğlu Belediyesinin katkıları ile ilk kez Türkiye'ye gelen ünlü grup, Taksim Meydan'ında açık hava gösterisi sundu. Topluluk sahneye çıkmadan önce seyircilerin arasına katılıp, Ahırkapı Orkestrası'nı dinledi.

Grup elemanlarından Seyid Ali Osman, "Türk musikisi ile Mısır musikisi zaten çok benziyor. Biz sanatçı kulağımız ile bunu duyup, hissediyoruz" dedi. Grubun diğer bir üyesi olan Cemal Mahmut ise "çok güzel çalgı çalıyorlar. Türkiye ile İtalya-Fransa arasında çok benzerlik bulduk. Düzenine hayran kaldım" diye konuştu.

16 ayrı ülkede çeşitli festival ve etkinliklerde sahne alan grup, sahneye çıktığında yaptıkları müzik ile Türk dinleyicisinden tam not aldı. Dinleyiciler arasında bulunan küçük çocuklar alkışlar ile grubun yaptığı müziğe rithim tuttu.

Amaçlarının bu tür etkinliklerle sokaktaki insanları birbirleriyle yakınlaştırıp kaynaştırmak, aralarında bir iletişim bağı ve dostluk köprüsü kurmalarını sağlamak ve ayrıca Türkiye ile Mısır arasındaki kültürel bağları günümüzde ve gelecekte daha iyiye taşımak olduklarını belirten grup üyeleri sıcak tavırları ile de dikkat çekti.

Mısırlı Derviş'in, Mevlana felsefesi doğaçlama teknikler ile zenginleştirdiği, 3 etekli "Tabule" dansı ise izleyenleri büyüledi. Yaklaşık yarım saat süren dansın en büyük özelliği törensel sufi dansının sentezi niteliğinde olması.

Klasik derviş dönüşü temel alınarak Mevlana felsefesi doğaçlama teknikler ile zenginleştirildikten sonra gerçekleştirilen "Tabule" değişik formda dönme denemeleri ile gerçek haline dönüşüyor. Kullanılan 3 etekli kostüm insanlar üzerindeki etkiyi yoğunlaştırıyor. Dans, dönen Mısırlı dervişin bir şekil alması ve saflık haline erişmesi ile sona erdi.

Topluluk, Salı ve Perşembe akşamı Feshane, Çarşamba akşamı Taksim, Cuma akşamı ise Galatasaray Meydan'ında gösterilerini sunacak.

23.09.2008 cnnturk.com

5 Eylül 2008 Cuma

İstanbul'da kulağın pası silinecek

Stephen Haugh'un 7 Ekim'deki resitaliyle müzik ziyafeti başlayacak.

Dünyanın bir çok ülkesinden ünlü sanatçılar 7 Ekim'den itibaren İstanbullu sanatseverlere resital verecek


İSTANBUL - İstanbul’un müzik hayatına katkıda bulunmak üzere düzenlenen ve ilk sezonu geçen yıl tamamlanan İstanbul Resitalleri’nin yeni sezon programı 7 Ekim'de başlayacak.
Dünyanın farklı köşelerinden farklı müzisyenleri, uluslararası virtüözleri, takip edilen ve alkışlanan enstrümanistleri, gözde sanatçıları sezon boyunca İstanbul seyircisine sunan İstanbul Resitalleri’nin yeni sezonu, 18 Haziran 2009’a kadar Mustafa Kemal Merkezi’nde devam edecek. Etkinlikte, Fransa, İtalya, Amerika, İsviçre, İrlanda ve Çin gibi dünyanın çeşitli ülkelerinden sanatçılar İstanbul’a konuk olacak.

Yeni sezon, piyona sanatçısı Stephen Hough’un, 7 Ekim'de vereceği resitalle başlayacak. 1983 yılında kazandığı Naumburg Uluslararası Piyano Yarışması sonrasında ünlü şeflerin yönetiminde Avrupa ve Amerika’nın en büyük orkestraları ile çalan ve bugüne kadar yaptığı 40’ı aşkın albümle 7 Gramophone Ödülü kazanan sanatçı, üç kez Grammy’ye aday gösterildi. Diapason d’Or, Deutscher Schallplattenpreis ve Classic CD ödüllerini alan sanatçı, İstanbul MKM’deki konserinde Bach, Faure, Copland ve Chopin’in eserlerinden bölümler seslendirecek.
"Francesco Goffriller 1737 yapımı çellosu" ile çello sanatçısı Ophelie Gaillard 13 Kasım'da, piyano sanatçısı Laure Favre-Kahn 18 Aralık'ta İstanbullu sanatseverlerle buluşacak.

Etkinliğin 2009 yılındaki bölümünde ise piyano sanatçıları John O’Conor 15 Ocak'ta, Fredrik Ullen 18 Şubat'ta, gitarı ile yetenekli sanatçı Xuefei Yang 18 Mart'ta, yine piyano sanatçıları Tamara Stefanovich 16 Nisan, Enrico Belli Piyano 13 Mayıs ve Chu Fang Huang 18 Haziran tarihlerinde dinleyicilere müzik ziyafeti sunacak. (aa)

Radikal 04.09.2008

Akbank’tan 100 sanatçılı caz festivali

17. Akbank Caz Festivali’nde klasikleşmiş ustalardan elektronik projelerine genişleyen bir yelpazede 100’ün üzerinde sanatçı, altı mekanda konserler verecek

İSTANBUL - Akbank Caz Festivali’nin bu yılki liste başı ismi Stephan Micus. Festival kapsamında 10 gün boyunca Aya İrini, Cemal Reşit Rey (CRR) Konser Salonu, Akbank Sanat, Babylon, Talimhane ve Ghetto gibi altı mekanda 100’ün üzerinde sanatçı sahneye çıkacak. Caz ustaları CRR’de, deneysel gruplar Ghetto ve Talimhane’de çalacak. Bu yıl 17.’inci kez düzenlenen festivalde Ron Carter, James Carter, Stephan Micus, Rhoda Scott, Tomasz Stanko Band gibi isimler yer alıyor. Stephan Micus, festivalin açılışını 9 Ekim’de Aya İrini’de yapacak. Rhoda Scott, 10 Ekim’de aynı yerde, Tomasz Stanko ve grubu 17 Ekim’de, Jason Moran ve grubu The Bandwagon ise 18 Ekim’de CRR’de çalacaklar. Festivalde Jonas Knutsson 15 Ekim’de Talimhane Tiyatrosunda ünlü İsveçli piyanist Anders Persson, Kanadalı bass sanatçısı Sebastian Dube ve Meksikali perküsyonist Rafael Huizar Sida’yla özel proje kapsamında bir araya gelecek. Far East Revisited, 12 Ekim’de Babylon’da olacak. Oğuz Büyükberber & Klein Electro-Acoustic Duo projesiyle festivalin projeler mekanı Talimhane Tiyatrosunda verecekleri konserde elektronik sesler kullanarak dinleyicileri farklı bir deneyime sürükleyecekler. Festivalin diğer konserleri arasında İbrahim Malouf, Talvin Singh, Jean Pierre Smadj trio, Erdem Helvacıoğlu ile Elliott Sharp’ın projesi, Afrikalı Kuenda Bonga, Brezilyalı Azymuth, Charlie Hunter Trio, Steve Reid Ensemble, Sayag Jazz Machine, Sarp Maden Quartet, Olcay Saral, Şenol Küçükyıldırım sayılabilir. Önceki gün programı açıklayan Akbank Sanat Genel Müdürü Derya Bigalı, festivalin artık çağdaş cazın Türkiye ve Avrupa’daki önemli etkinliklerinden biri olduğunu söyledi. Bigalı, bu yıl caz eğitimi için iki atölye çalışması ve iki panel yapacaklarını söyledi. Festivali düzenleyen Pozitif’ten Mehmet Uluğ da programın, caz ustaları, dünya müzikleri, elektronikle cazı birleştiren çağdaş yorumlar ve cazı şehre taşıyacak projeler gibi dört temele dayandığını anlattı. (aa)

Radikal 05.08.2008